Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm Kime Ait?

  • Karacaoğlan
  • Neşet Ertaş
  • türkü hikayesi
Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm: sözü Karacaoğlan'ın, sesi Neşet Ertaş'ın

Bir türkü vardır, ilk dizesi söylenmeden son dizesi akla gelir: “Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm.” Herkesin bildiği bu söz kimin? Ezgisi kime ait? Cevap, göründüğünden daha katmanlı.

Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm kime ait?

Türkünün sözü 17. yüzyıl ozanı Karacaoğlan’a, en bilinen sesi ise Neşet Ertaş’a aittir.

Bu türküde üç ayrı el vardır: sözü yazan şair, ezgiyi kuran besteci ve onu halka taşıyan ses. Karışıklığın kaynağı da budur. Aşağıda üçünü tek tek ayırıyoruz.

Şiir: Karacaoğlan’ın “Vara vara vardım ol kara taşa”sı

Sözler, Karacaoğlan’ın “Vara vara vardım ol kara taşa” diye başlayan koşmasından gelir.

Vara vara vardım ol kara taşa Hasret ettin beni kavim kardaşa Sebep ne gözden akan kanlı yaşa Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi Nicesinin gül benzini soldurdu Nicelerin gelmez yola yolladı Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karac’oğlan der ki kondum göçülmez Acıdır ecel şerbeti içilmez Üç derdim var birbirinden seçilmez Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Koşmanın tam metni ve kaynağı Türküler bölümündeki sayfasında okunabilir. Şairin yaşamı ve öteki eserleri için: Karacaoğlan kimdir.

Beste kime ait? Tek bir ezgi yok

Beste konusunda kaynaklar birleşmez, çünkü ortada birden çok ezgi vardır.

En bilineni, Neşet Ertaş’ın bozlak tavrıyla okuduğu ezgidir. Kimi kaynak bu ezgiyi babası Muharrem Ertaş’a bağlar, Kırşehir Abdal geleneğinin baba-oğul hattı düşünülünce bu da şaşırtıcı değildir. Ersen ve Dadaşlar ise 1974’te aynı sözleri bambaşka bir ezgiyle, Anadolu rock düzeninde plağa okudu.

Yani sabit olan sözdür; ezgi yöreye, yoruma ve kuşağa göre değişir. Aynı sözün kaç ayrı hayatı olabileceğini varyant ve künye rehberinde anlatmıştık.

Künye neden “Kırşehir” der?

Pek çok künyede türkünün yöresi “Kırşehir” yazar, oysa şair Çukurovalı Karacaoğlan’dır.

Bunun sebebi, türküyü bu ezgiyle yaygınlaştıran Neşet Ertaş’ın Kırşehirli oluşudur. Söz bir coğrafyadan doğar, ses başka bir coğrafyada büyür; künye çoğu zaman sesin izini tutar, sözün değil. Doğru okuma ikisini ayırmaktır: yöre Kırşehir, şair Karacaoğlan.

”Bir ayrılık, bir yoksulluk, bir ölüm” ne demek?

Dize, insanın belini büken üç onulmaz derdi sıralar: ayrılık, yoksulluk ve ölüm.

Karacaoğlan bunları “üç derdim var birbirinden seçilmez” diye bağlar. Üçü de geri dönüşü olmayan kayıplardır; biri gidince yeri başka bir şeyle dolmaz. Türkünün dört yüzyıl boyunca elden ele dolaşmasının sebebi de bu yalın gerçektir.

Neşet Ertaş’ın yorumu ve türkünün yolculuğu

Neşet Ertaş’ın yorumu, türküyü geniş kitlelere taşıyan yorum oldu. 30 Temmuz 2000’deki Harbiye Açıkhava konseri, bu sesin simge anlarından biridir.

Türkü sonradan başka adlarca da seslendirildi, dizilerde kullanıldı, Ersen ve Dadaşlar’ın rock yorumuyla bambaşka bir kuşağa ulaştı. Her yorum aynı üç derdi yeniden söyledi.

Bir koşma, dört yüzyıl sonra hâlâ aynı sözü tutuyor. Söz Karacaoğlan’dan, ses Neşet Ertaş’tan; ortada kalan, türkünün kendisi.

—Hakan, SazName.com Kurucusu