(güncellendi )
Gafil Gezme Şaşkın Kime Ait?
Ali Ekber Çiçek’in sesinde, Grup Abdal’ın yorumunda, sayısız cem ve mecliste söylendi. “Gafil gezme şaşkın, bir gün ölürsün” dizesini duymayan azdır. Ama sıra “bu türkü kime ait?” sorusuna gelince iş karışır. Kimi Pir Sultan Abdal der, kimi Kul Himmet. Türkünün kendi içindeki imza ise başka bir yere işaret eder.
Gafil gezme şaşkın kime ait?
Türkünün son dörtlüğü “Kul Himmet Üstadım” mahlasıyla bağlanır. Yani söz, bu mahlası kullanan bir ozana aittir. Yaygın repertuvar ve çoğu kaynak bu ismi Yedi Ulu Ozan’dan Kul Himmet ile bir tutar. Belgeye bakan araştırma ise “Kul Himmet Üstadım”ın ayrı, daha geç bir ozan olduğunu söyler. Kısa cevap bu yüzden tek isimle verilemez: mahlas Kul Himmet Üstadım’ı, gelenek Kul Himmet’i gösterir.
Pir Sultan Abdal’ın mı?
Hayır. Türkü halk arasında zaman zaman Pir Sultan Abdal’a atfedilse de, ne türkünün mahlasında ne de derleme kayıtlarında bunu doğrulayan bir iz vardır. Pir Sultan, Alevi-Bektaşi geleneğinin en bilinen adı olduğu için birçok anonim ya da başka ozana ait deyiş zamanla ona mal edilmiştir. Pir Sultan’ın kendi hikâyesi başlı başına bir dosyadır. Bu türküde ise imza açıktır: son dörtlük Kul Himmet Üstadım der, Pir Sultan demez.
Kul Himmet mi, Kul Himmet Üstadım mı?
İşin özü, iki ayrı ozanın tek isim altında toplanmasıdır. Biri, 16. yüzyılda yaşamış, Tokat’ın Almus ilçesine bağlı Görümlü (eski adı Varzıl) köyünden Kul Himmet’tir. Yedi Ulu Ozan’dan biri sayılır. Öteki, asıl adı İbrahim olan, Sivas’ın Divriği ilçesine bağlı Örenik köyünde yaklaşık 1779 ile 1844 arasında yaşamış Kul Himmet Üstadım’dır. İbrahim, ustası bildiği Kul Himmet’e duyduğu bağlılıktan mahlasının sonuna “Üstadım” ekini koymuştur.
Halk bilimi araştırmacısı İbrahim Aslanoğlu, iki ayrı kitabında (Kul Himmet Üstadım, Sivas 1976; Kul Himmet, 1997) bu iki ozanı mahlaslarına ve arşiv kayıtlarına dayanarak ayırmıştır. Divriği nüfus kayıtları İbrahim’in yaşadığı dönemi belgeler. “Üstadım” eki cönklerde çoğu zaman düştüğü için, İbrahim’in şiirleri yüzyıllarca Kul Himmet adına yazıldı ve iki ozanın eserleri birbirine karıştı. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi ve Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü de bu ayrımı kaydeder. İkincisi, bu türküyü Kul Himmet Üstadım’ın yaygın söylenen eserleri arasında sayar.
En dürüst kayıt şudur: türkü kimi kaynaklarda Yedi Ulu Kul Himmet’e atfedilir, mahlas ve Aslanoğlu’nun ayrımı ise Divriğili Kul Himmet Üstadım’a işaret eder. Benzer bir isim tuzağı Seyyid Nesimi ile Kul Nesimi arasında da yaşanır: ayrı yüzyıllar, ayrı ozanlar, tek isim gölgesi.
Sözler ne anlama gelir?
Türkü baştan sona faniliğin türküsüdür. Ölüm karşısında malın, mülkün, gücün ve sözün geçiciliğini anlatır. Her dörtlük aynı soruyla biter: “ne fayda?”
Gafil gezme şaşkın, bir gün ölürsün Dünya kadar malın olsa ne fayda?
İnsanı en çok vuran yer, kefeni hatırlatan dizedir: dünyada üç beş arşın bezin vardır, tüm çarşı pazar senin olsa bile ölüm karşısında bir işe yaramaz. Türkü, mal biriktiren ve güç devşiren insana ölümü ve son eşitliği hatırlatır. Bu deyişi 20. yüzyıla taşıyan seslerden biri de Feyzullah Çınar oldu; Yedi Ulu Ozan’ın nefeslerini sazıyla yeniden yorumlayan ustalardandır.
Rivayet ve belge
Sazname’nin ayırdığı yer tam burasıdır. İkisini aynı cümlede eritmemek gerekir.
Belge: Türkünün mahlası “Kul Himmet Üstadım”dır. İbrahim Aslanoğlu, iki ayrı ozanın varlığını mahlas ve arşiv kayıtlarıyla saptamıştır. Divriği nüfus kayıtları, asıl adı İbrahim olan Kul Himmet Üstadım’ı yaklaşık 1779 ile 1844 arasına yerleştirir. TDV İslam Ansiklopedisi ve Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü ayrımı kaydeder.
Rivayet ve yaygın kanı: Repertuvar ve çoğu derleme türküyü Yedi Ulu Kul Himmet’e verir. Halk arasında zaman zaman Pir Sultan Abdal’a atfedilir. İki atıf da mahlasın işaret ettiği yerle örtüşmez.
Bu “kime ait” bulanıklığı Sazname’nin başka türkü dosyalarında da karşımıza çıkar: sözü Âşık Ali İzzet Özkan’a bağlanan Mühür Gözlüm, İğdecikli Âşık Veli ile Ali İzzet arasında tartışılan Mecnunum Leyla’mı Gördüm ve söz ile bestenin ayrı ustalara ait olduğu Mihriban bunların başında gelir.
Türkünün değeri bu tartışmanın içinde durur. Kime ait olduğunu her zaman kesin bilmek mümkün olmasa da, neyin belgeye neyin geleneğe dayandığını ayırmak mümkündür. Bu türkünün de arasında yer aldığı diğer türkü hikâyeleri için arşive göz atabilirsiniz.